sitem

sitem
 
AnasayfaGiriş yapKayıt Ol

Paylaş | 
 

 namaz ile ilgili ayetler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: namaz ile ilgili ayetler   25.08.08 6:49

Namaz İle İlgili Ayetler







Yedi Âyet ve Açıklaması
1. "Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar."
Ankebût sûresi (29), 45
Âyet-i kerîmenin tamamının anlamı şöyledir:
"Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Şüphesiz ki namaz
hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük
ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir."

Âyette hayasızlık ve
kötülük diye tercüme edilen "fahşâ" ve "münker" kelimelerinin anlamı
daha kapsamlıdır. Fuhşiyat, açıktan ve alenî işlenilen bütün
çirkinlikleri, edepsizlikleri ve ahlâk dışı davranışları ifade eden bir
kelimedir. Münker de, aklın ve şerîatın beğenmediği bütün uygunsuz
davranışları ve günahları ifade için kullanılır. Öncelikle namaz içinde
böyle şeyler yapılmaz, onun gerektirdiği bütün edeplere uyularak namaz
kılınır. Gerçekten şuurla ve hakikatına erilerek, farkında olunarak, ne
olduğu bilinerek kılınan bir namaz, namaz dışında da insanı her türlü
çirkinlikten, uygunsuz davranıştan, edep dışı hareketlerden alıkoyar.
Onun için Resûl-i Ekrem Efendimiz: "Kim namaz kılar da o namaz
kendisini hayasızlıktan ve kötülükten alıkoymazsa, o namaz olsa olsa
onun Allah'tan daha fazla uzaklaşmasını sağlar"
buyurmuştur
(Münâvî, Feyzü'l-kadîr, VI, 221). Kur'an'ın namazla ilgili birçok âyeti
vardır. Nevevî'nin konuyla ilgili olarak sadece bu âyetle yetinmesinin
sebebi, onun kapsayıcılığından olsa gerektir.

2. "Namazlara, özellikle orta namaza devam ediniz."
Bakara sûresi (2), 238
Beş vakit namazı eksiksiz
kılmak ve bunu ara vermeksizin yapmak gerekir. Çünkü âyetteki muhafaza
kelimesi namazların eksiksiz, en mükemmel şekilde ve vaktinde kılınması
gibi özellikleri kapsamına alır. Ayrıca bütün rükünlerini ve şartlarını
da yerine getirerek namaz kılmamız icap eder. Zira âyetin devamındaki "Allah için boyun eğerek kalkın namaza durun"
emri bunu gerektirir. Burada geçen kunut tabiri, taati, huşûu, boyun
eğmeyi ve ayakta durmayı ifade eder ki, dilimizde buna divan durmak
denir. Peygamberimiz: "Namazın en faziletlisi kunutu uzun olandır"
buyurmuştur (Müslim, Müsâfirîn 164-165).

Orta namaz dediğimiz
salât-ı vustânın hangi vaktin namazı olduğu hakkında çeşitli görüşler
ileri sürülmüşse de, genel kabul gören ikindi namazı olduğudur.
Sahâbeden Hz.Ali, İbni Mes'ûd, Ebû Eyyûb, İbni Ömer, Semüre İbni
Cündeb, Ebû Hüreyre, İbni Abbas, Ebû Saîd el-Hudrî, Hz.Âişe ve daha
birçokları salât-ı vustânın ikindi namazı olduğu görüşündedir. Ebû
Hanîfe, İmam Mâlik, bir görüşünde İmam Şâfiî ve Ahmed İbni Hanbel de
aynı kanaattedirler. Hz.Ömer, Ebû Mûsa ve Muâz'ın da aralarında
bulunduğu bazı sahâbîler ise sabah namazı olduğunu söylemişlerdir. Bazı
sahâbîlerin öğle namazı, bazılarının akşam, bazılarının da yatsı namazı
dedikleri nakledilir. Hatta bu görüşler cuma namazından bayram namazına
kadar uzanan bir çerçeveye oturtulmaya çalışılır. Bunların her biri
üzerinde duracak değiliz. Fakat Peygamber Efendimiz'in: "Orta namaz
ikindi namazıdır" hadisi (Tirmizî, Salât 19) ve Ahzab harbi gününde:
"Bizi orta namazdan, ikindi namazından alıkoydular. Allah onların
evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun" (Müslim, Mesâcid 205)
buyurması,"ikindi namazıdır" diyenlerin delilini teşkil etmektedir.
Ayrı namazlar olduğunun ifade edilmesi de, bütün namazların korunması
ve hiçbirinin ihmal edilmemesi gerektiğini ortaya koyar. Nitekim âyetin
başında bütün namazları muhafaza ediniz emrinin yer alması bunun en
kesin delilidir.

3. "Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse onları serbest bırakın."
Tevbe sûresi (9), 5
Bu ayetin tamamının
anlamı şöyledir: "Haram ayları çıkınca Allah'a ortak koşanları nerede
bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde
oturup onları bekleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı
verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlayan,
esirgeyendir."

İnsanın mü'min olmasının
en önemli göstergelerinden biri namazdır. Namaz kılan insana âyette
geçen muamelelerin hiçbiri yapılmaz. Bu âyetin hükmü müşrik Arapları
kapsamaktadır. Onlar iman edip namaz kılmayı ve zekât vermeyi kabul
edince, daha önce yapmış oldukları şeyler, küfür ve haksızlıklar
bağışlanır. Çünkü İslam insanın geçmişini örter, kişi âdeta hayata yeni
başlamış ve dünyaya yeni gelmiş gibi muamele görür.

4. "Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz."
Cum'a sûresi (62), 10
Cuma
namazından önce ve sonra kılınacak sünnet namazlar hakkında 101
numaralı hadiste bilgi verilmiştir. Bu âyet-i kerîmenin bulunduğu Cuma
sûresinin dokuzuncu âyetinde cuma ezanı okununca, işi gücü bırakıp
Allah'ı anmak üzere cuma namazı kılınması gerektiği belirtilmekte,
açıklamakta olduğumuz yukarıdaki onuncu âyette de cuma namazını
kıldıktan sonra herkesin tamamen serbest olduğu, dilediği şekilde
hareket edebileceği ifade edilmektedir. Diğer bir söyleyişle, cuma
namazını kılan kimsenin bu görevini yerine getirmiş olduğu, şayet
ticaretinin başına dönmek istiyorsa dönebileceği, ilim öğrenmek
istiyorsa tekrar kitaplarının başına oturabileceği, ibadet etmek
istiyorsa dilediği şekilde ibadet edebileceği, hatta dinlenmek
istiyorsa dinlenebileceği ortaya konmaktadır. Âyet-i kerîmedeki
"yeryüzüne dağılın" ifadesi kesin bir emir değildir. Artık herkesin
dilediğini yapmakta serbest olduğu yönünde bir açıklamadır.

Âyet-i kerîmenin
devamındaki "Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz" buyruğu, cuma
namazı kılanlara bir hatırlatma ve uyarı mâhiyetindedir. Yüce Rabbimiz
bu kısa ve özlü tavsiyesi ile bize şöyle demektedir:

Siz cuma namazını kılmakla
bir görevi yerine getirdiniz, artık dağılıp gidebilirsiniz; ama
kendinizi büsbütün dünyaya kaptırmayın. Kalbinizi devamlı surette canlı
ve uyanık tutabilmek için işinizin başında veya evinizde iken yahut bir
yere gelip giderken Allah'ın adını anıp zikrederek, zaman zaman Kur'an
okuyarak, nâfile namazlar kılarak, Allah'ın kullarına ve diğer
mahlûkatına iyi davranıp hizmet ederek, O'nun size esirgemeden verdiği
lütufları düşünerek Cenâb-ı Hakk'ı her fırsatta anıp zikredin. Böyle
davranırsanız Allah'ın rızâsını kazanabilir ve dolayısıyla kurtuluşa
erebilirsiniz.

5.
"Gecenin bir bölümünde de uyanıp kalk ve sana mahsus olmak üzere,
nâfile namaz kıl; ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama
ulaştırır."
İsrâ sûresi (17), 79

Âyet-i kerîmede Peygamber
Efendimiz'den, gecenin bir kısmında uykudan kalkması ve namaz kılması
istenmektedir. Arapçada geceleyin uykudan uyanarak namaz kılmaya
teheccüt dendiği için bu namaza da teheccüt namazı adı verilmiştir.

Peygamber Efendimiz bütün
gece uyumayıp namaz kılan sahâbîlerini ikaz etmiş, bunun vücudu yorgun
düşüreceğini dikkate alarak bütün gece ibadet etmeyi doğru bulmamıştır.
152 numaralı hadiste geniş bir şekilde ele alındığı üzere, Resûl-i
Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem genç sahâbîsi Abdullah İbni Amr İbni
Âs'ın kendini hırpalarcasına ibadet etmesini yasaklamıştır.

Âyet-i kerîmeden
anlaşıldığına göre teheccüt namazı sadece Peygamber Efendimiz'in
şahsına mahsus bir ibadettir. Bu ibadetin Resûlullah için fazladan bir
fazilet yani mendup ve nâfile olduğunu söyleyen âlimler vardır. Onları
böyle düşünmeye sevk eden, Peygamber aleyhisselâm'ın geçmişte kalan ve
ileride işlenmesi mümkün görülen bütün günahlarının bağışlanmasıdır.
Ümmeti için durum elbette farklıdır. Gece namazı onların günahlarına
kefâret ve bağışlanmalarına sebep olur. Bazı âlimler ise teheccüt
namazı denilen gece namazının Peygamber Efendimiz için beş vakit namaz
üzerine ilâve edilmiş fazladan bir farz olduğunu söylemişler, bu özel
farz ile onun ümmetine olan üstünlüğünün bir kere daha pekiştirildiğini
belirtmişlerdir.

Âyette "Ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştırır"
diye belirtilen makâm-ı mahmûd, hamd, minnet ve teşekkürlerini sunma
makamı demektir. Bu yüce makam Resûl-i Ekrem Efendimiz'e mahsustur.
Kıyamet gününde her ümmet, diğer bir ifadeyle bütün beşeriyet
Resûlullah'ın şefaatıyla mahşerdeki o korkunç bekleyişten bir an önce
kurtulmak isteyecekler, kurtulur kurtulmaz da ona bu lütuf ve
şefâatinden dolayı şükranlarını sunacaklardır. Makâm-ı mahmûd'un,
makâm-ı şefaat olduğu söylenebilir.

6. "Vücutları yatak yüzü görmez."
Secde sûresi (32), 16
Vücutlarının
yatak yüzü görmediği belirtilen kimseler, geceleyin kalkıp Allah rızâsı
için ibadet eden, namaz kılan, dua eden kimselerdir. Bu âyet-i
kerîmenin tamamı şöyledir:

"Korkuyla ve ümitle
Rablerine yalvarıp ibadet ettikleri için vücutları yatak yüzü görmez.
Kendilerine verdiğimiz nimetlerden Allah yolunda harcarlar."

Geceleri kalkıp ibadet eden kimselerin mükâfatı yukarıdaki âyetin devamında (17 numaralı âyette) şöyle belirtilmektedir:
"Yaptıklarına karşılık olarak onlar için kendilerini mutlu edecek ne güzel nimetler hazırlanıp saklandığını bilemezler."
Âyet-i kerîmede bu
mükâfatın büyüklüğünü hiç kimsenin tahmin ve hayal edemeyeceği
belirtilmektedir. Onun ne muazzam ve erişilmez bir mükâfat olduğunu
sadece Cenâb-ı Hak bilir. 1884 numaralı hadiste geleceği üzere
Peygamber Efendimiz Allah Teâlâ'nın has kulları için hazırladığı bu
mükâfatı hiçbir gözün görmediğini, hiçbir kulağın duymadığını, bu büyük
lutfun hiçbir insanın hatır ve hayalinden geçmediğini söylemiştir.

İbadet ve tâatla meşgul
oldukları için vücutları yatak yüzü görmeyen bu bahtiyar insanlardan,
aşağıdaki âyette şöyle söz edilmektedir:

7. "Geceleri pek az uyurlar."
Zâriyât sûresi (51), 17
Âyet-i
kerîmenin baş tarafından itibaren cenneti kazanmış muttakî insanların
özellikleri sayılmakta, bu özelliklerden birinin, dünyada iken geceleri
teheccüt namazı kılmak için pek az uyumaları, zamanlarını Allah'a
ibadet ve dua ile geçirmeleri olduğu belirtilmektedir. Bir sonraki
âyette onların bu ibadetlerinin seher vakitlerine kadar devam ettiğine
işaretle "seher vakitlerinde bağışlanma diledikleri" söylenmektedir.
Hayatın
fâni, ömrün kısa, dünyanın gelip geçici olduğu unutulmamalı, sağlığın
ve gençliğin pek çabuk tükenen birer sermâye olduğu göz ardı
edilmemelidir. Geceleri kalkıp ibadet ve dua etmek nefsimize hoş
gelmediğinden, tembelliğimize kılıf bulmak için bin dereden su
getirmekteyiz. Halbuki bize ömür sermayesini lütfeden Allah Teâlâ,
başka âyetlere bakmasak bile, yukarıdaki üç âyette, iyi kullarının
özelliklerinden birinin geceleri ibadet etmek için yatağını terk etmek
olduğunu ifade buyurmaktadır. Rabbim hepimize ibadet zevki nasip
eylesin (âmin).

Kaynak: Riyâzü's Sâlihîn, Erkam Yayınları.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: namaz ile ilgili ayetler   29.09.08 7:48

:çok sağol:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
namaz ile ilgili ayetler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» tanrıçalar(mitoloji)
» Siyaset Felsefesinin Temel Kavramları
» Robert Pattinson
» Zamanın değerini bilmek.
» Kır Gezisi..

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
sitem :: İslamiyet :: İslami Bilgiler :: Kur-an ve Ayet-
Buraya geçin: